» » » Doğum Sonrası Cinsel Yaşam

Doğum Sonrası Cinsel Yaşam 


Yeni doğan bebekleri ile dünyadaki belki de en büyük mutluluğu tadan anne ve baba, bununla birlikte yaşamın bir bakıma farklı bir boyutuna da geçmiş olacaktır. Bundan sonraki yaşamlarında en azından uzunca bir süre eskisi kadar özgür davranamayacak ve ailenin yeni ferdine indeksli bir yaşam sürmeye başlayacaklardır. Çünkü yeni fert, her bakımdan onlara muhtaçtır ve onunla ilgilenmek hem en büyük zevk hem de iki kişilik yaşamın üçe bölünmesi demektir.ılginin, sevginin, zamanın, düşüncenin; Kısaca her şeyin üçe bölünmesi; 



Lohusalık...



Doğumdan sonraki ortalama altı haftalık dönemdir. Bu dönem, bir çok bakımdan önemlidir. Bu dönemde, hem anne hem de baba yeni bir yaşam şekline uyum için bocalar. Bunun yanında yeni doğan bebeğin beslenme ve uyku düzeni henüz yerleşmemiş olduğundan, anne ve baba için de uykusuz ve yorgun günler demektir. Annenin yeni yaşam tarzına yaklaşımı ve psikolojik durumu çok değişik tablolar halinde karşımıza çıkabilir. %37; 10-15 kadında doğum sonrası depresyona gidecek kadar ağır bir klinik ortaya çıkabilir. 



Daha nadir olmakla birlikte baba da farklı bir ruh haline bürünebilir. Annenin hissetiklerinin aynını hissedip, doğum sırasında onun çektiği ağrı ve acıları yaşamak adına anne adayı ile kendini özdeşleştirebilir ki buna Couvade sendromu (gebelik sendromu) denir. Çoğu erkekte baba oluşla birlikte önlerindeki yaşam için çocuğu ve eşi adına hissettiği sorumluluk duygusunda artış meydana gelir. Couvade sendromunun en hafif şekli, erkeğin eşiyle birlikte doğum seyrini yaşamasıdır. Ancak daha ağır şekillerinde; sinirlilik, nedensiz baş ağrıları, gaz sancıları, bel rahatsızlıkları, öforik ruh hali görülebilir. ışte bu yoğun ruhsal ve sosyal değişim içinde hem kadın hem de erkek cinsel dürtülerini akıllarına bile getiremeyecek kadar meşgullerdir.



Doğum sonrasında, daha çok annede söz konusu olmakla birlikte her iki cinsin ilgi odağı bebek olacaktır. Kadında annelik duygusu hakim hale gelir ve cinsel dürtülerini baskılar. Partnerler birbirleri ile özellikle sağlık problemleri dışında ilgilenmeyi bir kenara iterler ve bunu epeyce bir süre hatırlamazlar.



Gebelik boyunca kadın vücudunda meydana çok büyük değişiklikler, doğum sonuna kadar devam edecektir. Doğumdan sonra bu değişikliklerin bir çoğu geri dönmekle birlikte, kalıcı olanlar da vardır.



Uterus (rahim), doğumla birlikte büyük oranda küçülür, ancak son halini alması 4-6 hafta kadar sürer. Buna rağmen gebelik öncesindeki kadar küçülemez. Doğumdan sonra rahim içinden, doğum kanalı yoluyla gelen, ilk başlarda kana benzer şekilde kırmızlı renkli iken, giderek açılan ve sonunda beyaz / şeffaf renge dönen fizyolojik bir akıntı söz konusudur ki buna loshia (loşi) denir. Loshia, genellikle kadının pet kullanmasını gerektirecek kadar bol miktardadır. Kadın bu dönemde kendini gebelik öncesinde, adetli olduğu dönemlerdeki gibi hisseder. Bu nedenle cinsel dürtüleri baskılanır, libido (cinsel istek) azalır.



Normal vajinal (spontan) doğum ( NSD ), sırasında, özellikle ilk doğumlarda bebeğin başı vajinadan dışarı çıkarken dış kısımda (perine) ve vajinal duvarlarda şiddetli gerilmeye bağlı olarak düzensiz yırtılmalar olmaması için bu bölgeden geçişi kolaylaştırmak adına küçük bir kesi ile olası komplikasyonlar önlenir. Bu kesiye epizyotomi denir. Bebeğin çıkışından sonra kontrollü olarak kesilen bu kısım, yeniden dikilerek kapatılır. Bu yara yerinin iyileşmesi için yakalaşık 4-6 hafta geçmesi gerekir. Bu süre içinde yara yerinin temiz tutularak enfekte olmaması sağlanmalıdır. ışte gerek kadın ve gerekse de erkek bu yara yerine zarar verecekleri düşüncesi ile cinsel ilişkiden sakınırlar.



Sezeryan ile doğum yapan kadınlarda durum biraz daha farklıdır. Sezeryan ameliyatı sırasında ciltten başlayarak rahim de dahil olmak üzere karının tüm katları sıra ile kesilir ve bebek alındıktan ve gerekli temizlik sağlandıktan sonra cerrahın tercihi doğrultusunda tüm katlar ya da gerekli olan katlar tekrar dikilerek, operasyona son verilir. Operasyon yerinin iyileşmesi, kasların ve diğer katların yeniden asgari düzeyde eski halini alabilmesi için 6-8 hafta kadar geçmesi gerekecektir. Bu süre içinde çiftlerin cinsel ilişkiden kaçınmaları doğaldır.



Gebelik sırasında alınan kiloların bir çoğu, biraz da dikkat edilmek suretiyle 3-6 ay içinde verilebilir. Ancak bu kilo kaybının 6 hafta içinde olması beklenemez. Fazla kilolar, kadının kendine olan özellikle cinsel güveninin sarsılmasına neden olacaktır. Eşinin, onu eskisi kadar beğenmeyeceğini bile aklına getirebilecektir. Bu durum kadının düşündüğü kadar vahim olmasa da bir anlamda erkeğin libidosunu da etkileyebilmektedir. Bu nedenle cinsellik yönünden erkek de bu dönemde çekinceli davranabilmektedir. 



Göğüsler, gebelik sırasında en büyük değişime uğrayan organlardan biridir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte, çeşitli büyüklüklere ulaşabilir. Ayrıca, emzirme söz konusu olduğundan göğüslerden süt geliyor olması psikolojik olarak çiftlerin libidosunu baskılayacaktır. Göğüsler genellikle büyük ve belki biraz daha sarkık görünüm alabilir. Bu da erkeğin libidosu yanında, kadının da kendine karşı güvenini etkileyebilecektir.



Vajinal kanal, doğumdan sonra eskiye dönüş göstermekle birlikte, hiçbir zaman gebelik öncesi haline gelmez. Vajinal dokular ve pelvik döşeme zayıflamış olduğundan, cinsel ilişki sırasında vajina, penisi eskisi kadar kavrayamaz ve kadın vajinal kaslarını eskisi kadar etkili kullanamaz. Bu da cinsel ilişkiden alınacak zevkin azalmasına neden olur.



Vajinal kanal ve pelvik döşemede meydana gelen değişimlerle birlikte önde idrar kesesinin ve arkada rektumun ( kalın barsağın son ve anüsle birleşen kısmı) vajinal boşluğa doğru sarkması söz konusu olabilir. ıdrar kesesinin sarkmasına sistosel, rektumun sarkmasına ise rektosel denir. Sistosele bağlı olarak idrar kaçakları meydana gelebilir. Rektosel ise kabızlığa neden olabilir. Bu iki organın sarkıklığının fazla olduğu durumlarda vajina dışından da fark edilir bir görünüm meydana gelebilir.



Gebelik döneminde vücutta biriken fazla miktardaki sıvı, doğum sonrasında idrar ve terleme yoluyla geri verilecektir. Bu nedenle özellikle lohusalık döneminde sık idrara çıkma ve aşırı terleme olabilir. Terlemenin diğer bir nedeni de lohusalık döneminde metabolizmanın artmış olmasıdır. Bunlar da çoğu kez kadının cinsel ilişki sırasında kendini iyi hissetmemesine neden olabilecektir. Terlemenin çok fazla olduğu durumlarda aynı his erkek için de söz konusu olabilir.

Yazar Cansu Bozkurt

Menopoz, İnfertilite (Kısırlık), Gebelik ve takibi, Riskli gebeliklerin tespiti, Doğum, Cinsel yolla bulaşan hastalıklar,Cinsel problemler (Vajinismus), Genital Estetik, Vaginoplasti (Vagina daraltma), Labioplasti (İç dudakların düzeltilmesi), Kızlık Zarı, Adet Düzensizlikleri, Kürtaj, Jinekolojik hastalıklar, Kanserler ve Tüp Bebek konusunda hizmet veren Op.Dr.Cansu Bozkurt şu an kendi özel muayenehanesinde görev yapmaktadır.
«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

Hiç yorum yok:

Yorum yap